Göçmek Ne Garip Şey Anne! | Filiz Yavuz (Kitap)

Filiz Yavuz, “Bir yaşam kaç bavula sığar?” sorusu ile başlıyor kitabına. 2016 yılında henüz iki yaşını doldurmamış çocuğu Deniz ile birlikte eğitim amacı ile Madrid’e taşınmış. Kendisini İspanya’da ev ararken bulduğu süreç hiç şüphesiz Türkiye’de ki yaşam şartlarının giderek olumsuza döndüğünü düşünmesi ile başlıyor. Filiz Yavuz, kendi hikayesini kendi bakış açısını anlatıyor olsa da, çeşitli kaynaklardan ilettiği istatistiklerle aslında on binlerce kişinin benzer bir sürecin parçası olduğunu da aktarıyor. Verilerin de ortaya koyduğu gibi, gidenler özellikle eğitimli ve seküler kesimden kişiler. Halihazırdaki işlerini, kurulu düzenlerini bırakıp bilinmezliğe büyük risklerle ama güzel hayallerle gidiyorlar.

“Öncelikle üzerine basa basa söylemek gerekiyor ki, kurulu bir düzeni bozarak yurtdışında, kendine ait olmayan başka bir ülkede yeniden bir düzen kurmaya kalkmak hiç de kolay bir iş değil. Hatta bayağı zor bir iş. Hal böyleyken hiç kimse durduk yere yollara düşmüyor. Bardağı taşıran o son damla pek tabii ki bireylere göre farklılık gösteriyor.” (sayfa 51)

Filiz Yavuz, başka bir ülkeye taşınma sürecini adım adım anlatıyor. Yüksek lisansını Madrid’de tamamlamış olması nedeni ile hem İspanyol kültürüne alışkın olmasına rağmen, özellikle ilk günlerde çeşitli zorluklarla karşılaşmışlar. Kendisi kabul aldığı doktora araştırma bursundan ötürü öğrenci vizesi almış olsa da, vize türünden ötürü eşinin ilk etapta sadece oturum izni çıkmış. Eşinin çalışma izni alabilmesi için öncelikle düşük bir sermaye ile bir şirket kurarak bu şirket üzerinden kendi hesabına çalışma vizesi olarak çevrilebilecek bir vize türüne başvuru yapması gerekmiş. Bu nedenle, evrak işleri ve ilgili prosedürün takibi uzunca bir zaman almış.

Başka bir ülkeye giden kişilerin kendilerini hangi kelimelerle tarif etmeyi seçtikleri de kitapta yer alıyor. Örneğin ‘gurbetçi’ kelimesi yaptığı çağrışımlardan ötürü hemen hiç tercih edilmezken, halihazırda belli bir eğitim seviyesine sahip, beyaz yakalı olarak bir kariyer edinmiş, adaptasyon sürecinde çok keskin sorunlar yaşamayan kesimde ‘göçmen’ sıfatı da pek karşılık bulmuyor. Bunun yerine daha olumlu bulunan ‘expat’ kelimesi tanımlamalarda yer alıyor.

“Hal böyleyken yabancı ülkede aynı deneyimleri yaşayan insanların, göçmen sıfatını kabul edip etmemelerinden, kendilerine expat demelerinden, zorunlu olarak gelmiş olup olmamalarından, çalıştıkları işlerden, sosyal statülerinden ve sınıflarından bağımsız olarak bulundukları ülkeye ait olmayan herkesle ama herkesle birlikte paylaştıkları, kaçmalarının ve aşmalarının mümkün olmadığı tek bir üst kimlikleri var gurbette. Yabancı. Evet, hepimiz yabancıyız.” (sayfa 75)

Yurtdışında yaşayanların özellikle de kitapsız kalamayanların karşılaştıkları bir durum da şöyle anlatılıyor: “Aslında semi connectus erectus her ne kadar bulunduğu ülkeden kitap alsa da kendisini ‘kitapsız insan’ olmasa bile ‘kitapsız kalmış insan’ şeklinde anmak mümkün. Zira anca kendisini taşıdığından kitaplarını taşıyamamış, valize sığdırdığı Türkçe bir-iki kitabın dışındakileri ya satmış ya bir kütüphaneye bağışlamış ya da bir gün mutlaka dönerim / bir gün bir şekilde taşırım umuduyla koliler halinde bir tanıdığının ya da annesinin evine bırakmıştır. Buyurun size bir yoksunluk daha! Arada aklına geldiğinde şöyle bir karıştıracağı antolojinin yerinde ince bir sızı duyuyor şimdi, diğer pek çok şeyin yerinde olduğu gibi. Yazı çizi işleriyle uğraşanlar ya da akademisyenler için ise kitaplarının yokluğu sızıdan da öte bir durumu ifade ediyor. Bu insanlar hayatlarını fikir üreterek ve dahi yazarak kazandıklarından, okunmuş, altı çizilmiş ve tasnif edilmiş kitapların tam da lazım olduğu zaman elinin altında değil de binlerce kilometre uzaktaki kolilerin derinliklerinde olması, aslen yaşamsal bir kaynaktan mahrum kalmak demek. Besinsizlik demek, başka bir şey değil.” (sayfa 100)

Filiz Yavuz, kitabının son bölümünü ‘Mümkün mü artık, dönmek?’ olarak isimlendirmiş. Kendi örneğinde bu sorunun cevabı ‘evet’. 2020 yılında İzmir’de bir iş bularak dönüş kararı almış. Eşi, İspanya’da kurduğu işi her ihtimale karşı sonlandırmamış. Bu şekilde yeni bir düzene geçmenin eşiğinde iken birlikte aldıkları bu kararı çok sorguladıktan sonra Türkiye’ye dönüş yapmışlar.

“Kendi ülkesinde yaşamayan herkes için özlem elbet baki ve fakat bu gurbet denen şey -kendi içinde kişiye rahatlık ve özgürlük sunuyor olmasına rağmen- bazılarına göre daha az zor, bazılarına göre zor, bazılarına göre ise daha zor olarak nitelenebiliyor. Türkiye’yi sadece memleket olarak görenlerin varlıklarını başka bir mekan üzerinden göreceli olarak daha az enerji harcayarak ya da daha az yıpranarak yeniden tarif etmeleri elbette olası. Türkiye’yi sadece memleket olarak değil de aynı zamanda politik bir mücadele alanı olarak görenler, sosyal statüden bağımsız olarak politik kimliğe sahip olanlar ve Türkiye üzerine söz üreten fikir işçileri için ise… tam da bu insanlar varlıklarını başka bir mekanda yine Türkiye üzerinden tarif etmeye çalıştıklarından, yurt dışında kendilerini yeniden var etmek diğerlerine göre çok daha sancılı ve yorucu. Ve hatta bazı durumlarda bir türlü mümkün olamıyor bu kendini yeniden yaratım işi. Göçmen sıkışıp kalıyor kendine ait olmayan bir mekan ile kendine ait olan bir mekandaki geçmiş zamana.” (sayfa 125)

“Madrid’i ise elbette özlüyorum, hem de çok! Göçmenliğin lanetlerinden biri de bu işte! Hatta kendimi halen Madrid’deymiş gibi hissettiğim zamanlar da oluyor, kafasına pompa takılmış su damanacasını görür görmez Türkiye’ye döndüğümü hatırlayıveriyorum. Dönüşümün muhteşem olup olmadığı tartışılır ama aldığım karardan dolayı mutluyum, en azından şimdilik. İnsanların ise bu mutluluk halimi şaşkınlıkla karşılamasına şaşırıyorum. Zira döndüğümden beri en çok duyduğum cümleler, ‘Sen deli misin? Herkes kaçmaya çalışıyor, neden döndün?’ şeklinde. Toplu yanıt olsun. Ne Madrid’e gittiğim için ne de Madrid’den döndüğüm için pişmanım. Gitmek de, kalmak da, dönmek de yaşama dairken neden dönmeyeyim ki?” (sayfa 147)


Göçmek Ne Garip Şey Anne! - Gidenlerin Hikayesi Göçmek Ne Garip Şey Anne! - Gidenlerin Hikayesi
Filiz Yavuz
2020
152 sayfa
goodreads  external link
# sosyoloji
copy   https://www.nonfictionbooks.xyz/gocmek-ne-garip-sey-anne.html



2022 eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2021 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan


2020 temmuz

nisan


2019 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

şubat

ocak


2018 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2017 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2016 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2015 aralık

kasım

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

ocak


2014 aralık

kasım

eylül


2013 aralık

kasım