Iyi Aile Yoktur | Nihan Kaya (Kitap)

Nihan Kaya, İyi Aile Yoktur isimli kitabında ebeveynlerin kendi çocuklarını yetiştirirken kendi çocukluk yaşantılarının nasıl da etkisi altında kaldıklarını anlatıyor. Kitabın çıkış noktası Alice Miller’ın 1979 tarihli ‘The Drama of the Gifted Child’ (Yetenekli Çocuğun Dramı) isimli kitabında ileri sürdüğü bakış açısı.

Miller, çocukluk yıllarının bir insanın hayatında en kırılgan dönem olduğunu belirtir. Çünkü, çocuklukta bireyler korunmasız haldedir. Çocuğun dünyasında baş rollerde anne babası vardır ve o dönemde yaşanan travmalar yetişkinlik yaşamının şekillenmesine doğrudan etki gösterir. Nihan Kaya da benzer şekilde çocuğun kendisine yapılan muameleyi ‘normal’ olarak algıladığını belirterek başlıyor kitabına. Zamanla algıladıkları norma dönüşür. Tüm bunları anlamaya ise ancak yetişkin olduğunda başlar.

Nihan Kaya, iyi bir ailenin olmadığına, hatta olamayacağına işaret ediyor. İyi aile, iyi aile olmadığının farkında olan ailedir ki bu da bir paradokstur. Çünkü, iyi anne-baba olmak, anne-babanın çocuğa bir şekilde zarar vermesinin kaçınılmaz olduğunun baştan kabul edilmesiyle mümkün hale gelir. (sayda 16-17)

Toplum, bir annenin çocuğu ile yaşadığı sorunlarda çoğu kez haklı olduğunu düşünme eğilimindedir. Anne, çocuğu dünyaya getirmiş, ‘fedakarlık’ yapıp onu büyütmüştür. Çocuk, bu açıdan anneye ‘borçlu’dur, dolayısıyla annesini asla ‘üzmemeli’dir, annesine karşı da asla ‘haklı’ olamaz zaten. Oysaki, çocuklar bu dünyaya gelmeyi talep etmemişlerdir, tam tersine bu eylemden sorumlu olan anne ve babalardır. Aslında, ortaya çıkan sorunların sorumluluğunu üstlenmeyen anne-babalar için sorunu çocukta aramak kolaya kaçıştır. Üstelik, sevgi saf ve karşılıksız değildir, anne baba bu dünyadaki varlığından sorumlu olduğu çocuğu sevmek durumundadır, ancak çocuk anne babasına ‘sevgi’ borçlu değildir, ancak ‘saygı’ borçlu olabilir.

Anne-babaların çocuklarını koşulsuz sevdikleri, onları affettikleri söylenir toplumda. Aslında, koşulsuz sevgi veren ve affeden taraf çocuktur. Miller, anne babanın ne yaparlarsa yapsınlar çocuğun bir şekilde onları sevmeye ve saymaya devam edeceğini, yeri geldiğinde de affedileceklerini içten içe bildiklerinden bahseder. Çünkü çocuğun başka bir seçeneği yoktur. Bu durum, bir drama dönüşür.

“Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak. Dünya dört yandan, çocuğa kendisini değersiz hissettirmek, çocuğun özgüvenini baltalamak için uğraşıyor. Kendinden menkul bir değeri olduğu hissini verebildiğiniz çocuk, mesela üniversite sınavını kazanamadığında, istediği gibi bir iş bulamadığında bir miktar üzülse de yaralanmayacaktır, benliğinin değersiz olduğunu hissettirdiğiniz çocuk ise, girdiği her sınavda derece yapsa bile kendisini başarısız, yetersiz bulur, kendi değerini yaratmak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın değersizlik hissini aşamaz. Kendisine oturacak bir yeri bile layık görmediğimiz çocuk, kendisinin değerli olduğunu nasıl hissedebilir?” (sayfa 30-31)

“Bize bitirme özgürlüğü tanınmayan ilişki gerçek bir ilişki değildir. Buna, anne babamızla ilişkimiz de dahil.” (sayfa 36)

Anne babalar kendi oluşturdukları davranış kalıplarına göre çocuklarından sevgi bekliyorlarsa, bu da bir çeşit kötü muameledir. Bu şekilde yetişen çocuğun anne babasından ‘ayrı’ bir varlığı olduğu kabul edilmemektedir. Çocuk da bu durumda sevildiğini hissedemeyecek ve ömrü boyunca bu sevgiyi başkalarında arayacaktır. (sayfa 40)

“Bütün anne ve babalar kendi travmalarının acısını, o travmayı asamadıkları ve çözümleyemedikleri, kendi anne-babalarının o travmadaki suçunu tam manasıyla kabul edemedikleri takdirde çocuklarına çektirirler.” (sayfa 46)

“Bir insanın en olumsuz, en sağlıksız yanını gösterdiği kişi, her zaman, çocuğudur.” (sayfa 47)

Çocuk, ailesine ‘rağmen’ başarılı olur, ailesi ‘sayesinde’ değil. Çünkü, aile kurguladığı dünyasına çocuğun uyum sağlaması için elinden geleni yapar. Çocuk, ailenin bu talebini yerine getirirse gerçekten varolamaz hale gelecektir. Ailesi ile birebir aynı düşünceleri paylaşan, hayata aynı bakan çocuk kendi adına asla ilerleme kaydedemez. Çocuğun varlığının anne babasından bağımsız hale gelmesi, o anne babanın iyi olduğuna işaret eder. Kişilerin gerçek kimlikleri, anne baba olduklarında ortaya çıkar. Çocuğun anne babasından beklentisi olduğu gibi kabul görmesi iken gerek ev düzeninin işleyişine gerekse de toplumda nasıl var olacağına ilişkin kendisine dayatılan kurallar, onun varlığının kabul edilmediğinin işaretleridir. Benlik sınırına müdahele edilen çocuğun zaman içinde kendisine olan saygısı zedelenir.

Aile kurumu bir tarafın diğer taraf üzerinde baskı kurmasını normalleştirir, eğitim de bunu devam ettirir. Bu sayede, itaat eden, güce saygı duyan ve hatta bu güçten korkar hale gelen nesiller yetişir. Çocuklar etki altında kalmaya en açık oldukları çağlarında, eğitsel düşünme becerilerini körelten, sorgulama yetilerini ellerinden alan, zamanlarını onlar yerine yöneten standardize edilmiş bir eğitime tabi tutulurlar, çalışma yaşamlarında da iyi birer ‘çalışan’ olurlar.

“Eğer çocuğunuzun her şeyden çok kolay ve derinden etkilenen, fazla hassas bir yapısı olduğunu fark ettiyseniz, anne-baba olarak çocuğunuzun benliğini yeterince destekleyip desteklemediğinizi sorgulayabilirsiniz. Kendilerine güveni zayıf anne-babalar, farkında olmadan çocuklarına da güvenemezler ve onlarda öz güven gelişmesine engel olurlar. Kendine güvensiz anne-baba, çocuğunun iyi, güzeli başarılı olacağını bir türlü kabul edemez. Siz çocuğunuza içten içe bir türlü yeterince güvenemez, ondan iyi şeyler bekleyemezseniz, çocuğunuzun kendisinden iyi şeyler bekleyebilmesi bir hayli zordur.” (sayfa 108)

“Başkaları, çocuğu, anne-babasını çocuğu tanıttığı şekliyle görür. Daha önemlisi, çocuk da kendisini anne-babasının onu gördüğü şekilde görür. Terapi çoğu kez, kendimiz hakkındaki olumsuz his ve düşüncelerin aslında anne-babamızın bizim hakkımızdaki olumsuz his ve düşünceleri olduğunu keşfetmektir; bu keşif, görünmez prangalarımızı çıkarmamıza yardımcı olur. (sayfa 109) Terapinin amacı da, kişinin duygusal, düşünsel her anlamda bağımsızlığını edinmesidir. (sayfa 49) Çocuğumuzun yetişkinlik hayatındaki mutluluğu, çocukken onu nasıl gördüğümüz, ona ne derece güvendiğimiz gibi şeylerle derinden ilintilidir.” (sayfa 109)

“Çocuğu için canını verecek fedakar anne imgesiyle beynimiz yıkanmıştır.” (sayfa 138)

“İnsanın çocuğundan işittiği sözün başka herhangi birinden işittiği sözden çok daha ağır olduğu dile getirilir. Halbuki sözün, bir başkasından değil de, ‘evlat’tan geldiği takdirde anne-baba tarafından ‘çok ağır’ olarak algılanması, anne-babanın çocuğun söz hakkı olduğuna, kendisine karşı çıkma hakkı olduğuna, çocuğun kendisine ait duyguları, düşünceleri olabilmesi hakkına aslında inanmamasından gelir.” (sayfa 152)

“Annelik, toplumlarda dayatılan bir şey ve anneliğin yüceltilmesi de bu dayatma için kullanılıyor. … İnsanların genellikle iki çocuk istemesinin nedeni, insanların gerçekten de iki çocuk istemesi değildir; onlara iki çocuk istediklerinin öğretilmesidir.” (sayfa 171)

“Acı olan, ister terapide ister günlük hayatta olsun, körlüğün, sağırlığın, aslında çocuğun sesine, çocuğun durumuna karşı olması. Ben atölyelerde yetişkin olarak kendimi gayet açık, net ifade ettiğim halde anlaşılmıyorsam, ‘Anne baba çocuğunun iyiliğini ister ve ona karşı çıkmak kötüdür’ düsturu bu kadar içimize işlemişse ve her şeyi görmemizi engelliyorsa, bu düstur karşısında yapayalnız bırakılmış çocuk ne kadar çaresiz. Bu çocuk, kendisini ifade etmeyi tabii ki öğrenemez. Trajik olan şu ki, çocuk doğuştan ne kadar duyarlıysa, yani bu durumdan etkilenmeye, kalıcı yaralar almaya ne kadar müsaitse bu düsturu o kadar kolay kabullenecek ve kendini ifade imkanlarını daha doğmadan o kadar bastıracaktır. Hayattaki en acı kısır döngünün bu kısır döngü olduğunu düşünüyorum.” (sayfa 234-235)

Nihan Kaya, kitabında yeri geldikçe Alice Miller’dan alıntılar yapmış ve yerel örnekler vererek konuyu akıcı şekilde işlemeye devam etmiş.


İyi Aile Yoktur - ya da paradoks şu ki iyi aile, 'iyi aile yoktur' düsturuyla hareket edebilen ailedir İyi Aile Yoktur - ya da paradoks şu ki iyi aile, 'iyi aile yoktur' düsturuyla hareket edebilen ailedir
Nihan Kaya
2021
296 sayfa
goodreads  external link
# psikoloji
copy   https://www.nonfictionbooks.xyz/iyi-aile-yoktur.html



2022 kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2021 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan


2020 temmuz

nisan


2019 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

şubat

ocak


2018 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2017 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2016 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2015 aralık

kasım

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

ocak


2014 aralık

kasım

eylül


2013 aralık

kasım