New Dark Age | James Bridle (Kitap)

James Bridle, Yeni Karanlık Çağ isimli kitabında ilk bakışta ‘teknolojik ilerleme’ olarak görülen pek çok gelişmenin aslında pek çok olumsuz gelişmeye de kapı aralığını anlatıyor. Kitabın ilk sayfalarında şu cümle yer alıyor: “Yeni Karanlık Çağ, neyi, nasıl bildiğimiz ve bilmediğimiz hakkında”.

Bugün kullandığımız pek çok teknoloji aslında yüzleştiğimiz sorunların da perde arkasında rol oynuyor, neredeyse kontrolden çıkmış, zengin le fakiri arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir ekonomik sistem, küresel çapta sosyal ve politik fikir birliklerinin çökmesi ile artan milliyetçilik, sosyal bölünmeler, etnik çatışmalar ve gölge savaşlar, herkesi tehdit eden küresel ısınma. Teknolojiyi anlamaktan yoksun umumi anlayışı ile ileri sürülen görüşlerden biri teknolojik eğitime önem vermek, en basit deyimle kodlamayı öğretmektir. Bu iyi bir başlangıç noktası olsa da oldukça yetersizdir. Teknolojiyi yanlış anlamaktan kaynaklanan ikinci bir tehlikeli görüş ise işlemsel düşünmedir yani herhangi bir sorunun bilgisayar üzerinden çözümlenebileceği görüşüdür. Yüzleştiğimiz sorun her ne ise bunun için mutlaka bir app vardır. Bugün dünyada baskın olan görüş budur ve buna gerçek sistemik bir okuryazarlık ile karşı çıkılmalıdır.

Yeni teknolojilerin kapsamını ve boyutunu anlatmakta dahi zorlanmamız, onları düşünmenin bize ne kadar zor geldiği anlamına gelir. Yeni teknolojilere değil ama yeni metaforlara ihtiyacımız vardır, karmaşık sistemlerin yapılandırdığı dünyayı tarif etmek için yeni bir üst dil. Her şeyi anlayamasak da düşünebilme kapasitemiz vardır. Aramadan veya kabul etmeden, anlayarak düşünme becerisi yeni karanlık çağda hayatta kalmamız adına anahtardır, çünkü anlayabilmek çoğu kez imkansızdır. Bilgisayarlar bize cevapları vermek için değil sorular sormak için kullanılan araçlardır.

1950’ li yıllarda elektrik mühendisleri inşa ettikleri sistemlere yeni bir sembol eklemeye başladılar. Bir süre sonra, bir bulut şeklindeki bu sembol bir metafor haline gelerek sistemler arasındaki bilgi alışverişi hızını nitelendirir oldu. Bugün moda bir sözcük olan bulut internet için merkezi bir metafor olarak kullanılmaktadır; temsil ettiği şey, büyük güce ve enerjiye sahip, ama yine de özgün ve gizemli, kavraması neredeyse imkansız görünmez bir ortamdır. Nasıl çalıştığını pek anlamasak da dosyalarımızı bulutta depolar, üzerinde değişiklik yapar, servis ücreti öder ve ona güveniriz, kesintiye uğradığında eksikliğini hissederiz. Fiziksel olarak telefon hatları, fiber optik, uydular, okyanustan uzanan kablolar gerektirir. Çok büyük alanlı antredepolardaki bilgisayarlar büyük miktarda şu ve enerji tüketimine sebep olur. Bulut teknolojisi yeni bir endüstridir, ayak izi oldukça belirgindir. Bizim hakkımızda nerede alışveriş yaptığımızdan, banka seçimimize kadar çeşitli bilgileri de üzerinde barındıran bulut aslında görünmez değildir, sadece doğru yere bakmak gerekir.

Son birkaç yüzyıldır, gelişimin en büyük taşıyıcı dalgası aydınlanmanın bizzat kendisi olmuştur; daha fazla bilginin daha doğru kararları getireceği düşünülmüştür. İnternet ilk dönemlerinde ‘bilgi otoyolu’ olarak tanımlanmış, fiber optik kabloların titrek ışıkları ile dünyayı aydınlatan bir çeşit bilgi iletim hattı olduğu düşünülmüştür. Bugün büyük miktarda bilgiye kolayca erişebilsek de, çoğu kez doğru düşünemiyoruz. Hatta daha da kötüsü dünyayı aydınlatması beklenen şey, dünyanın daha karanlık bir döneme girmesine neden oluyor. Bilgi bolluğu ve çok sayıdaki farklı dünya görüşü internet üzerinden ulaşılabilir olsa da tutarlı bir fikir birliği gerçekliği yaratamamakla kalmıyor, basite indirgenmiş hikayeler, komplo teorileri ve gerçek ötesi politikaya dayanan tutucu bir bakış üzerinde ısrarcı oluyor. İşte bu çelişki yeni bir karanlık çağın eşiğinde olduğumuzu gösteriyor; bilgi üzerine inşa ettiğimiz değerlerin karlı emtialar ile yıkıldığı ve dünyayı anlamak için sürekli yeni yollar aradığımız bir çağ. Bu karanlık çağ terimi bir yokluğu ya da umutsuzluğu temsil etmiyor, daha çokmevcutt krizlerin doğasına, önümüzde duranın ne olduğunu anlama güçlüğümüze ve mantıklı hareket etmeyişimize işaret ediyor. Karanlık tehlikeyi çağrıştırsa da aynı zamanda özgürlük, yeni olasılıklar ve hatta eşitlik içinde bir ortamı beraberinde getirebilir.

Otomasyon önyargısı, kendi deneyimimize göre değil de bilgisayar tarafından üretilen bilgiler ışığında karar almaktır, üstelik bu karar kendi gözlemlerimizle çelişse bile. Çünkü, otomatize edilmiş bilgi açık ve nettir. Diğer bir olgu ise, doğrulama önyargısıdır ki bu da bilgisayardan gelen bilgiye göre algımızı yeniden şekillendirir. Sonuçta, bilgisayarın verdiği kararlarla tamamen çelişkili bile olsa kendi görüşümüzü bir kenara bırakırız. Bu durumun en bilenen örneklerinden biri aracımızın GPS’ ine güvenip kendimizi çıkmaz yollarda bulduğumuz zamanlardır. Beyin, en kestirme yolu seçerek enerji tasarrufu yapmak ister. Bilgisayarların çalışma mantığı ise geçmişten örnekler ve verileri kullanarak geleceği şekillendirmek üzerine kuruludur, ancak bu yöntem durağan olmayan şimdiki zaman gerçeği ile yüzleşmekte yetersizdir, sorunlar da büyük ölçüde bu noktada başlar.

İklim krizi halihazırda yaşanmakta ve etkileri görülebilir düzeyde ortaya çıkmaktadır. İklim krizi de bir tür bilgi ve bilgiyi anlama krizidir, geçmişte, şimdide ve gelecekte iletişim ve bilmekle ilgilidir. Artan küresel sıcaklıklar zaten çok fazla işi üreterek çalışan veri altyapı sistemlerini ve orada çalışan kişileri olumsuz etkilemektedir. Veri merkezleri ürettikleri yüksek miktardaki işinin giderilebilmesi için güçlü soğutma sistemlerine ihtiyaç duyarlar, ancak belli sıcaklık dereceleri arasında çalışabilirler. Artan şiddetteki fırtına ve yağmur sularını kaldıramayan kanalizasyon kanallarının hemen yanından geçen fiber optik kabloları da kesintilerden payını almaktadır. Elektromanyetik dalgalar da sıcaklık artışlarından olumsuz olarak etkilenmektedir. Telekomünikasyon ve uydu iletim hesaplarının doğruluk oranları düşerken, yayınların birbirine karışma ve sinyallerin arasına gürültü girme olasılığı vardır.

Son on yılda veri depolamaya ve işlem kapasitesine olan yoğun talep nedeni ile veri merkezlerinin kullandığı enerji her dört yılda bir ikiye katlanmıştır ve önümüzdeki on yılda da üçe katlanması beklenmektedir. Bilgisayarların küresel ısınmaya katkı sağlayan hem de ondan etkilenen unsurlardan biri olduğu söylenebilir.

Uçak yolculuklarında her yıl daha fazla sayıda açık hava türbülansı yaşanmaktadır. Bu türbülans turu hiçbir işaret vermeden ortaya çıkmakta yani tahmin edilememektedir ve ana nedeni atmosferde karbondioksit miktarının her geçen yıl artmasıdır. Yapılan araştırmalarda, kürsel ısınmanın daha sarsıntılı uçak yolculuklarına sebep olacağı tespit edilmiştir. Özellikle, Asya ve Kuzey Atlantik koridorundaki uçuşlar bu durumdan etkilenecektir.

Doğru hava tahminleri tarım ve ekim zamanlarının belirlenmesi balıkçılık, sel ve yangın mücadele ekiplerinin çalışmaları, enerji ve yiyecek kaynak planlaması açısından oldukça kritiktir.


New Dark Age: Technology and the End of the Future New Dark Age: Technology and the End of the Future
Yeni Karanlık Çağ: Teknoloji ve Geleceğin Sonu
James Bridle
2018
304 sayfa
eng
goodreads  external link
tekrar okumaya değer!
# teknoloji
★ ★ ★ ★ ★
https://www.nonfictionbooks.xyz/new-dark-age.html
« Whistleblower | Susan Fowler (Kitap)
The Face on Your Plate | Jeffrey Moussaieff Masson (Kitap) »



2023 ocak


2022 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2021 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan


2020 temmuz

nisan


2019 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

şubat

ocak


2018 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2017 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2016 aralık

kasım

ekim

eylül

ağustos

haziran

mayıs

nisan

mart

şubat

ocak


2015 aralık

kasım

eylül

ağustos

temmuz

haziran

mayıs

ocak


2014 aralık

kasım

eylül


2013 aralık

kasım